Arizona deyince aklınıza nasıl bir görüntü geliyor? Arizona’ya doğru yollara düşmeden önce “çöl, daha fazla çöl” derdim herhalde. Ancak varınca anladım ki Arizona bundan çok daha fazlası. Kafanızı her çevirdiğinizde bir National Geographic kapağıyla karşı karşıya geliyorsunuz. Aynı zamanda Amerika’da yerli halkın en fazla yaşadığı eyalet. Dolayısıyla kültürel olarak da Amerika’nın geri kalanından oldukça farklı.
Doğanın dağları, platoları milyonlarca yıl boyunca adeta bir heykeltıraş gibi şekillendirdiği ve bir ressam gibi renklendirdiği bu coğrafya, her yönüyle kendine hayran bırakıyor.
Bizden büyük doğal yapılarla, okyanuslarla, dağlarla, kanyonlarla karşılaştığımızda hissettiğimiz o rahatlama duygusunu bilir misiniz? Hani psikolojik olarak da ispatlanan o etkiyi… Doğanın o kocamanlığı ve ihtişamı karşısında içsel konuşmalarınızın azaldığı, kontrol etme isteğinin anlamsızlığıyla yüzleştiğiniz, şahsınızın sınırlılığını iliklerinize kadar hissettiğiniz o an… Ya da “şu anda” kalmanın birden kolaylaştığı, kaygılarınızın bir süreliğine önemsizleştiği, kimlik ya da etiket değil bir varlık olarak orada olduğunuz o anlar… Milyarlarca yıldır her şeye rağmen doğanın bütün heybetiyle orada var olduğunu fark ettiğiniz ve bu gerçek karşısında her şeyin bir süre anlamını yitirdiği o anlar…
İşte hazırsanız, o anları onlarca kez yaşayacağınız rotamızın en güzel noktalarını ve sorunsuz planlama için bazı tüyoları paylaştığım Arizona gezi rehberi huzurlarınızda:
Nerede Kalalım?
Eğer Arizona gezinizde Grand Canyon, Antelope Canyon ve Horseshoe Bend bulunuyorsa, ideal konaklama noktanız kesinlikle Page olmalı. Çünkü bu üç noktaya da oldukça yakın. Konaklama alternatifleri bir hayli bol. Biz Motel 6’da kalmıştık. Çok rahat ve harika bir konaklama deneyimi sunduğu söylenemez ama güvenli, yeterli ve konumu gayet iyiydi. Hem bir motel deneyimi yaşamadan Amerika’dan dönmeyin, değil mi ama?

Her Şeyin Çok Olduğu Yer: Grand Canyon
Grand Canyon’a giriş yaptınız, herhangi bir gözlem noktasına geldiniz. Genellikle orada dona kalmış insanlar görürsünüz. Çünkü bu ihtişam ve büyüklük karşısında söyleyecek çok sözünüz kalmaz. Sadece önünüzde uzanıp giden manzarayı hazmetmeye çalışırsınız. Açıkçası “grand” falan ama insan gözüyle görmeden neyle karşılaşacağını asla kestiremiyor. Fotoğraflar maalesef gerçeğini yansıtmaktan çok uzak.
İlk gözlem noktasına geldiğimizde arabayı ben kullanıyordum. Bizimkiler önden ilerlediler. Uca geldikleri noktada birden sessizleştiler. Ben de adımlarımı hızlandırdım, ne gördüklerini anlayabilmek için. Ve manzara bana da görünür olduğu anda, gördüğüm şeyin ihtişamı karşısında gözlerim doldu. Öyle bir şükür hissiyle doldum ki… Hem dünyanın böyle büyülü bir yer olmasına, hem de benim bunu görebiliyor olmama… Şu an yazarken bile tüylerim diken diken oluyor.
Kim bilir bir daha ne zaman gözlerim, 446 km uzunluğunda, 1.857 metre derinliğinde, 6 milyon yılda oluşmuş, ortasından Colorado Nehri’nin akıp gittiği devasa bir kanyona bakacak? Bilinmez… Ama benim yerime siz bakabilin diye bizim gittiğimiz gözlem noktalarını paylaşıyorum. Zannetmiyorum ki bu manzaranın kötü göründüğü bir nokta olsun. Ancak kolay ulaşım açısından aşağıdaki noktalar ideal:
- Mather Point: Parkın güney tarafında, Grand Canyon Village’a en yakın yer. Kanyonun doğu ve batı yakasını geniş bir açıyla görmenizi sağlıyor.
- Yavapai Point: Burada hem müze hem de konaklama alanı bulunuyor. Colorado Nehri’ni de görebiliyorsunuz. Mather Point’ten 2-3 dakikalık araç yolculuğu ile ulaşılıyor.
- Grandview Point: Geniş açılı manzarasıyla bolca fotoğrafçı çeken bir nokta. Otoparktan sonra uzun bir yürüyüş gerektirmiyor.
- Yaki Point
- Lipan Point
Grand Canyon’da 4 farklı shuttle bus rotası var: Hermits Rest (Red Route), Village Route, Kaibab/Rim Route ve Tusayan Route. Bazı rotalar kış aylarında kapanıyor. Kanyonun en ideal zamanları ilkbahar ve sonbahar. Rotalarda mutlaka ziyaretçi merkezlerine uğramayı unutmayın; çok çeşitli hediyeliklerin satıldığı orijinal dükkanlar mevcut.
Grand Kanyon’da Başka Alternatifler
Eğer saatini denk getirebilirseniz burada ücretsiz tanıtım turları da düzenleniyor. Gittiğiniz tarihte olup olmadığını parkın resmi sitesinden kontrol edebilirsiniz. Küçük bir bilgi: Bu tür ‘Ranger Program’ lar Amerika’daki pek çok ulusal parkta mevcut.
Gözlem noktalarının haricinde farklı zorluk seviyelerinde yürüyüş rotaları da var. Ancak bizim zaman kısıtımız olduğundan ve Zion’da bolca trekking yaptığımız için burada yürüyemedik. (Zion rotamız için sizi şuraya alalım.)
Ha bir de, o yere göğe koyamadığım America the Beautiful Pass’in burada da geçerli olduğunu söylemeden geçmeyeyim. Ne yapın edin, bu kartı edinin. 80 dolarlık fiyatı Amerika Batı Yakası gezisi boyunca hayli hayli karşılıyor.
Navajo Diyarında Bir Kızıl Dünya: Antelope Kanyon
Arizona’da Navajo Land’e hoş geldiniz. Antelope Kanyon, yine doğanın bazen heykeltıraş bazen ressam gibi çalıştığı bir yer. Binlerce yıldır ani sel baskınlarının, kızıl kum taşlarını (yerliler Navajo sandstone diyor) aşındırarak oluşturduğu bir yarık kanyon örneği.
Rehberimizin anlattığına göre, küçüklüklerinden beri orada varlığını bildikleri ama ebeveynlerin “içine girmeyin, kaybolursunuz” diye uyardığı bir alanmış.
Antelope Kanyon, Navajo yerlilerine ait. Yani bu alana girdiğinizde sizi “Navajo sınırlarına hoş geldiniz.” yazısıyla karşılayan tabelalar bekliyor. Kanyonu gezmek için, yerlilerin yönettiği turlardan birine katılmanız şart.
Burada iki çeşit kanyon var:
- Lower Antelope Canyon: İnişli çıkışlı, dar, taş oluşumları daha keskin. Vadi hissi yoğun.
- Upper Antelope Canyon: Daha kolay ulaşılan, geniş yürüyüş rotalı, genelde daha kalabalık.
Biz Ken’s Tour ile Lower Antelope Canyon turuna katıldık. Deluxe olanı seçip yaklaşık 160 dolar ödedik. Normal turlar 15 kişilik olurken, deluxe olanlar maksimum 6 kişilik oluyor ve öğle yemeği dahil. Rehberler yine Navajo yerlilerinden. Hem kanyonu hem de kültürlerini anlatıyorlar ve fotoğraflarınızı çekiyorlar. Turun sonunda da Navajo Taco dedikleri bir yemek sunuyorlar. (Merak edenler için: Navajo Taco nedir?)
Doğanın İmzası: Horseshoe Bend
Antelope Canyon’a sadece 10–12 dakika uzaklıkta bulunan Horseshoe Bend, Colorado Nehri’nin bir at nalı gibi 270°’lik kıvrımıyla oluşturduğu yaklaşık 300 metre derinliğinde etkileyici bir doğa harikası. O kızıllığın turkuaz nehirle kontrastını görmeden Arizona’dan ayrılmayın!
America the Beautiful Pass burada geçerli değil. Giriş ücreti araç başına yaklaşık 10 dolar.
Arabayı park ettikten sonra 20 dakikalık, eğimsiz ve kolay bir yürüyüşle manzara noktasına ulaşıyorsunuz. Ancak o manzara… Gerçekten sözlerin kifayetsiz kaldığı bir an yaşatıyor. Ne yapın edin burayı rotanıza dahil edin.
Rotayı Nasıl Planlayalım?
Bu üçlü rotayı 1,5 gün içinde rahatlıkla gezebilirsiniz. Sabah Antelope turlarına katılıp, ardından Horseshoe Bend’e geçebilirsiniz. Ertesi gün Grand Canyon’u, isterseniz kısa bir yürüyüş rotasıyla tamamlayabilirsiniz.
Ancak imkanınız varsa Grand Canyon’da bir gün doğumu ve batımı izleyerek oranın tadını iyice çıkarın. Tek kelimeyle büyülü bir deneyim.
Amerika seyahatiyle ilgili diğer yazılara ulaşmak için: Angel’s Landing’den Canyon Overlook Trail’a: Zion’da Beş Yürüyüş Rotası , Kaliforniya Kıyı Rotası: Dört Şirin Kasaba Önerisi , Los Angeles’ın Kitaplarla Dolu Sürreal Dünyası: The Last Bookstore







