Hindistan’dan Japonya’ya, Türkiye’den Finlandiya’ya… Dünyanın dört bir yanından masallar, öyküler, efsaneler ve hikayeler binlerce yıldır hep aynı örüntüyü takip ediyor desem? Bugün bilgi çağında belki bu olanaklı ve çok da şaşırtıcı olmazdı herhalde. Sonuçta birkaç ay önce çoğu insanın adını bile bilmediği, tadı çok da cazip olmayan “matcha”yı şu aralar patlayan bir rüzgarla dünyanın her yerinde herkes içmeye başlayıverdi.
Ancak duvarlara resim çizilen bir çağdaki mitolojik masal, aradan geçen bunca zamana rağmen bugün anlatılan bir hikayeyle aynı örüntüyü yani monomiti paylaşıyor. Dahası, bu monomit aslında yolculuğa çıkmaya cesaret eden her faninin hem içsel hem de dışsal yolculuğunun da bir örüntüsü. Nasıl, kafalar karışmaya başladı değil mi? Yalnız değilsiniz. Zira Joseph Campbell’dan Kahramanın Sonsuz Yolculuğu‘nu bitirip kapağını kapattığımda ben de tam olarak böyle hissettim.

Joseph Campbell bir psikanalist ve mitolojiyle bir hayli ilgili. Bu kitapta da dış dünyadaki toplumsal hafızamıza yer etmiş hikayelerdeki evrensel arketiplerden yola çıkarak kişisel bilinçdışı yolculuğun aşamalarını irdeliyor. Jung’un arketiplerinden oldukça etkilenen Campbell, aslında bu yolculukta bireyin dönüşümünü, benlik bütünleşmesini ve en sonunda da ruhsal olgunlaşmasını tarifliyor.
Burada “kahramanlık” dış dünyada kazanılan bir şey değil; kişinin iç dünyasında gerçekleştirdiği dönüşümler ve farkındalıklar. Bu taraftan bakınca Budizm öğretisiyle de bir hayli örtüşür. Zira hatırlarsanız bu yazımda Budizm öğretisindeki mutluluğun tırmanılması gereken bir dağ olmadığından, kişinin içe doğru kazması, derinleşmesi gereken bir hal olduğundan bahsetmiştim.
Bu yolculukta da kahraman krizler, derin korkular, içsel çatışmalarla karşılaşır. Ancak eğer bunları aşmak için cesaret gösterebilirse dönüşüme uğrar ve olması gerekene döner. Sonuçta bu yolculuğa çıkmaya cesaret eden her kimse, günün sonunda aslına rücu eder.
Şimdi gelin, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu‘nda tariflenen monomitin 12 aşamasını hep birlikte inceleyelim:
1. Sıradan Dünya
Hikayenin başladığı noktadır. Kahramanımız bilindik, güvenilir ve konfor alanında yaşar. Psikolojik açıdan baktığımızda egonun dengede olduğu durumdur.
Bu Jung’a göre persona aşamasıdır. Persona kişinin dış dünyada var olabilmesi için taktığı maske ve bireysel roldür. İşte kahramanın personası da kabul gördüğü sıradan dünyasıdır.
Sıradan dünya, kahramanın günlük hayatıdır. Burada rahatlık ve alışkanlık hakimdir- J. Campbell
Macerayı tek başına göze almamız dahi gerekmez, çünkü her çağdan karamanlar bizden önce gitmiştir, labirent iyice bilinmektedir, bize kalan yalnızca kahraman yolunun ipliğini izlemektir. Ve nerede bir nefret bulacağınızı düşünürsek orada bir tanrı bulacağız, nerede bir başkasını öldürmeyi düşünürsek orada kendimizi öldüreceğiz, nerede dışa doğru yol almayı umsak orada kendi varlığımızın merkezine geleceğiz, nerede yalnız olduğumuzu sansak orada bütün dünyayla birlikte olacağız. -J.Campbell
2. Maceraya Çağrı
Bu aşamada kişinin hayatına ani ve kaçınılmaz bir davet girer. Kahramanı bildiği dünyanın dışına davet eder. Kimi zaman bilinçdışı arzular ya da hayattaki ani krizlerdir.
Jung bu aşamayı benlik arketipiyle tanımlar. Yani bizi içimizdeki tamlık ve bütünlüğe götürecek bilinçdışı güçtür. Kendi kaderini gerçekleştirmeye çağrı size de tanıdık geliyor mu? Bu bazen ansızın birinin kaybı, bir ayrılık, sağlık problemi, yurtdışından gelen bir iş teklifi, doğal afetler, kendini kapana kısılmış hissetmen, sürekli aynı rüyayı görmen, tesadüfen karşılaştığın birinin sende oluşturduğu farkındalık gibi hallerle kendini gösterebilir. Harry Potter’ın maceraya çağrısı Hogwarts’tan gelen o kabul mektubuydu. Peki ya o kabul mektubunu alıp okul yoluna düşmeseydi yani maceraya çağrının sesini dinlemeseydi?
3.Çağrının Reddedilmesi
Bu çağrı farklı formlarda gözükebilir ancak çağrıya kulak vermek o kadar da kolay olmayabilir. Yıllardır alışık olunandan ( burası ne kadar kötü bir yer,durum olursa olsun) bilinmeyene adım atmak insanın sınavıdır. Bilinmeyenin korkusundansa bilinenin acısını tercih ederiz çoğu zaman. İşte burada savunma mekanizmalarımız, değişim korkusu devreye girer.
Jung’a göreyse burada gölge arketipiyle karşılaşır ve yüzleşmek istemeyiz. Gölge arketipinden bu yazımda detaylı bir şekilde bahsetmiştim.
Ruhun sakladığı bir çok giz vardır. Ve bunlar gerekmedikçe açılmaz. Bu yüzden çağrının kararlı bir şekilde reddinin ardından gelen çöküş, hiç akla gelmeyen bir serbest bırakma ilkesine zemin hazırlar. J. Campbell
4. Akıl Hocasıyla Karşılaşma
Yolculuğun bu aşamasında hayatımıza bir mentor, yol gösteren bir bilge girer. Yüzüklerin Efendisindeki Gandalf, Harry Potter’da Dumbledore karakteridir. Bu akıl hocası yolu kahramanın yolu anlamlandırmasına yardım eder. Jung’a göre bilge adam/kadın arketipi kişinin içindeki bilgelik ve yol gösteren gücü temsil eder.
5. İlk Eşiği Geçmek
Bilinmeyene ilk adımdır. Okurken bile nasıl bir ürperti geliyor değil mi?
Kişi bu noktada çağrıyı kabul etmiş ve yolculuğa çıkmıştır. Psikolojide de bilinçten bilinçdışına yolculuğun başladığını temsil eder. Artık kahramanımız eski benliğini terk edip yeni benliğine ulaşmak üzere adım atar. Zira yeniyi inşa edebilmek için eskiye veda edebilmeniz gerekir.
6. Sınavlar, Müttefikler ve Düşmanlar
Kahramanın çıktığı bu yeni yolda da sınavlar, inişler çıkışlar bu zamanlarda yanında olanlar ve olmayanlar vardır. Gerçek kendini tanıma yolculuğu da bir hayli yokuş, sıfır noktasına dönme bazen de zirveye tırmanma barındırır.
Bu evre kahramanın gerçek benliğini şekillendiren olaylarla doludur. Kim olduğu sınanır ve güçlenir. J. Campbell

7. En Derindeki Mağaraya Yaklaşma
Bu aşamada kişi artık yıllardır görmezden geldiği, bilinç dışına hapsettiği karanlık ve korkutucu tarafıyla yüzleşir. Ancak Jung’a göre bu gölgeyle yüzleşme olmadan kişi benlik bütünleşmesi yaşayamaz ve kendi potansiyelini ortaya çıkaramaz. Gölgeyle yüzleşme nedir? Neden buna ihtiyacımız var bu yazımda bahsetmiştim.
Bunu günlük hayatımızda şöyle deneyimleyebiliriz. Yıllar yılı içinizde görmezden geldiğiniz bir başarısızlık korkunuz var. Sırf bu yüzden çok istediğiniz bir şeye adım atamıyorsunuz. Ancak sizi hayatta öyle bir noktaya gelirsiniz ki o başarısızlık ihtimalini göze alarak o adımı atmaya hazırlanırsın.
Kahraman en derindeki mağaraya indiğinde, bilinçdışının karanlığıyla karşılaşır ve gerçek korkularıyla yüzleşir. J. Campbell
8. Büyük Sınav
Ve evet kahramanın yolculuğundaki en zor ve dönüştürücü eşiğe hoşgeldiniz: Kahramanın Ölümü ve Yeniden Doğuşu. Burada kahraman eski benliğine tamamen veda eder. Yeni bir benlik doğar. Hayatta tezahürü yaşanan büyük bir krizle içine döndüğün bir anda değerlerini, hayat algını sorgular artık hayatını eskisi gibi devam ettiremeyeceğini farkedersin. Jung’a göre bu sembolik ölümler gerçek seni ortaya çıkarmak için yaşanmak zorundadır. Kişi ancak bu şekilde özgürleşir.
Büyük sınav, kahramanın egosunun parçalandığı ve yeni bir bilinç seviyesine ulaştığı yerdir. J. Campbell
9. Ödülü Ele Geçirme
Bu evreye ulaşan kahramanımız için artık zafer zamanı. Bu yolculuğun sonundaki ödüle ulaşma. Psikolojik olaraksa kişinin içgörü kazanarak güçlenmesidir.
10. Geri Dönüş Yolu
Kişinin aldığı ödülle sıradan dünyasına dönüş yoludur. Yola çıkanla dönen artık aynı kişi değildir. İç dünyasında edindiği farkındalık, bilgelik, dönüşümü günlük yaşamına entegre etmeye çalışır.
Jung’a göre kişinin yeni benliğiyle sıradan dünyasına, toplumla yeniden bağlantı kurmasına dönüş yoludur.
Çünkü asıl bilgelik bilmekle değil yapmakla başlar. (Buna da alıntıya alıp T.Güçlü yazmak istedim 🙂 )
Kahramanın dönüş yolu, içsel dönüşümün dış dünyaya aktarılmasını sağlar. J. Campbell
11. Yeniden Doğuş
Kahramanın yaşadığı dönüşümün gerçek anlamda test edildiği, benliğin son bir büyük sınavdan geçtiği noktadır. Burada kahraman, tüm yolculuk boyunca edindiği içgörü ve bilgeliği dış dünyaya yansıtarak eski kimliğinden tamamen kopar ve sembolik olarak “yeniden doğar.” Jung da bu durumu gölgeyle benlik arketiplerinin bütünleştiği an olarak tanımlıyor.
Gerçek hayatta da dönüşüm öncesi yaşadığın tekrarlı durum tekrar karşına çıkar ama bu sefer sen uzun bir yolculuktan gelmiş, bazı şeyleri görmüş, değiştirmeye cesaret etmişsindir. Yani artık bu sınavda dersten kalan eski sen yoktur. Burası yeni senin doğduğu yerdir.

12. İksirle Dönüş
Bu aşamayı çok anlamlı ve yerinde bulduğumu söyleyerek açıklamaya başlamak isterim. Kahramanımız artık elinde bir ödülle eve döner. Zira ne demiştik herkes bir gün evine döner. Kahramanımız edindiği bilgeliği, öğretiyi toplumun daha iyi bir yer olması için paylaşır.
Campbell’in gerekçelerini mitolojik anlatılarla zenginleştirdiği bu monomit aslında sadece evrensel hikayenin değil, kişinin “kendini gerçekleştirme” yolculuğunun da bir yol haritası. Bu yazıyla ne kadar irdeleyebildiğim tartışılır; zira bu haliyle üzerine çokça konuşulacak, insanı hayrete düşüren zengin bir anlatı. Belki de hikayelerin, insanların, dünyanın her yerinde yüz bin yıllardır aynı sonsuz döngüde olduğu gerçeğinin farkına vardıran bir yüzleşme.
Son olarak, Kahramanın Sonsuz Yolculuğu neredeyse 10 yıldır “okunacaklar listemdeydi”. Nedense bir türlü elime alıp okuyamamıştım. Tesadüf mü bilinmez, hayatımın öyle ilginç bir döneminde belki de tam da zamanında karşıma bir “Maceraya Çağrı” gibi çıktı. Üzerine düşünmeli, not almalı, tavana bakmalı ve sonunda harekete geçmeli bir yolculuk oldu.
Belki yıllar sonra geriye dönüp baktığımda tesadüf olmadığını fark ederim; belki de fazla anlam yüklemişimdir.
Bunu zaman gösterecek…

